acısa da öldürmüyormuş.





      saatler gece yarısı yine , ve bir şeyler kaybolmaya gönüllü demek ki.
insan kendini anlatmaya çoğu zaman çaresizdir, açık sözlü olmak en çok kendine yapacağın en iyi şeydir.

yıllardır arada yazarım , içimi dökerim bi nebze. okunmuş olması yada dikkat çekmek olmadı amacım, kendi yalnızlığımı yine kendimle paylaşmaktı aslında. bana iyi gelen, zaman içinde neler hissettiğimi açıp okuyabildiğim görsel bir ifade.

yapmak istediklerimin içten baskılayan arzularıyla savaşırken, yaptığım hataların nasılda kıl payı pişmanlıktan sıyrılışını seyretmiş olmam, yaşamak istemediklerimi bana özetledi.
arkama bakmadan yürümeyi, acı çekmeden ayrılmayı, ağlamadan gülebilmeyi öğrendim. daha çok şey öğrendim elbette ....

sahip olduklarımın , sahip olmak istediklerimden bir farkı olmadığını.
etrafımdaki insanların değişkenliği karşısında benim kendimi nasıl koruyacağımı,

inandıklarımın peşinden gittiğimde kapıların nasılda aralandığını, vicdanımın sesini duydukça rahatladığımı , hatalarımdan pişmanlık duymayı bıraktığımı, en azından kötüyü dahi sorgusuz kabullenişimi kanıksadığımı, ve artık savaşımla ittifak kurmayı başardığımı..

barışıyor insan yaşadığı hayatla.. 
ait olamıycağı sevgiyi tadınca ehlileşiyor insan ..
varlıkta yokluğu görünce takside bağlıyor ümitleri insan..
dost bildiğinden beklenmeyen gol gelince, savunmasız yanlarını restore ediyor insan..
yeni insan tanıma istikakını doldurunca, aile kadar güvenilir kavramın olmadığını yineliyor insan..
en çok kendine yıkılıp ve yine en çok kendine zaferini kanıtlıyor insan..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

geçmişten gelen güncel düşünceler

yoruldum dünya çirkini..