Kayıtlar

acısa da öldürmüyormuş.

saatler gece yarısı yine , ve bir şeyler kaybolmaya gönüllü demek ki. insan kendini anlatmaya çoğu zaman çaresizdir, açık sözlü olmak en çok kendine yapacağın en iyi şeydir.
yıllardır arada yazarım , içimi dökerim bi nebze. okunmuş olması yada dikkat çekmek olmadı amacım, kendi yalnızlığımı yine kendimle paylaşmaktı aslında. bana iyi gelen, zaman içinde neler hissettiğimi açıp okuyabildiğim görsel bir ifade.
yapmak istediklerimin içten baskılayan arzularıyla savaşırken, yaptığım hataların nasılda kıl payı pişmanlıktan sıyrılışını seyretmiş olmam, yaşamak istemediklerimi bana özetledi. arkama bakmadan yürümeyi, acı çekmeden ayrılmayı, ağlamadan gülebilmeyi öğrendim. daha çok şey öğrendim elbette ....
sahip olduklarımın , sahip olmak istediklerimden bir farkı olmadığını. etrafımdaki insanların değişkenliği karşısında benim kendimi nasıl koruyacağımı,
inandıklarımın peşinden gittiğimde kapıların nasılda aralandığını, vicdanımın sesini duydukça rahatladığımı , hatalarımdan pişmanlı…

geçmişten gelen güncel düşünceler

yalanlara katılacak, zamanda yitirilecek biri olmadım kimsede,
seni severken de bir gün kaybolmaya unutulmaya yüz tutmadım hiç.

içimde biryerlerde hala ben olmak kendimi güzel hissettiren en büyük değer.
yaşadıklarım dan pişmanlık duymadım içinde sen oluşu hataya bile kıyak geçerdi.

yıllar sonra kadın hala içindeki tek şeye tutunduğu gerçeğiyle başbaşa kalır..
anılar bir bir yine o güzel yüzünü gülümsetir, zamana yenik düşmeyen lezzette olan anılarına aşık olan kadın hayali dünyada yaşamaktan keyif alır.
hala canlı kalabilen tek kullanımlık duygularının sahibini o kadar yüceltirki gözünde gitmiş olması dahi yakmaz canını. seven kadının marifeti mutfakla sınırlı kalmaz herhangi ilişkilerde yada insan kalabilmesinde.

yasaklar artık namahrem olmaktan çıkıp hakkının verilmesi gereken arsız bir varlık olmalı.
cam fanuslara sığmak zorunda kalmadan duvarlara düşman olmadan yada sancılarla bi tap düşmeden hastalık sahibi olunmalı.
 o kadar sınırlı ki kelimelerim bir tek seni yazan düşünceler…

gizli düşünceler.

eksik bir şeyler var ..

..demin aklımdaydı yazacaklarım, şimdi sen gibi bi anda gittiler..

insan en çok kendine yenik, kabullense aslında belkide şartları zorluycak sebepleri ortadan kaldıracak.
insan en çok kendine kızgın çoğu anlarda, kendini bıraktığı durumları yakıştıramadığını anladığında.
saçmalık bazen hakkını veremediği sevgiye kendini mahkum edişi.
uyuşturucu gibi bedeni sarsan dağıtan bir bağımlılığı yok sayılmayan şeylerin mümtelası olmak çokta akıllıca olmadı hayatımda.
ama ben aptallığa gönüllü olunca zoruma da gitmedi yenilişim.

her ne yaşarsam yaşayım içimde ben oluşum bana özel bi durumun bana bakire kalışı kadardı şehvetin arzusu.
zaman zaman yenik düşünce yasaklarıma, "doğru" haysiyetini kaybetti gözümde.
yanlışı savunmak değil söylediğim, içinde harmanlayınca bütün kıymetlerin sahibi olamamak koyuyor tabi.

normal olmak bana göre değildi, ilk hatamda anlamıştım bunu.
sahipken kaybetmeyi düşünmek basittir, kaybettiğinde ait olma isteği o kadar ulaşılamaz olu…

kaçak sigara

bir pazar günü..
parası olana eğlenceli, olmayana depresif, vakit bulamayana önemli bir gün.

karmaşık duygular içinde olduğum yılların her hangi bir günündeyim yine.
sürekli kendini tekrarlayan kronik bir sancı gibi düşüncelerim.
yine yapmak istediklerim uzun bir liste fakat yapabildiklerim beş parmağın ikisi kadar tatminsiz.
sizin ne yaptığınız umrumda olmazken uzaktan izlemek bile ımd si yüksek biyografi kadar sığ.
gökyüzü aynı bulutlar kavga etmeden yol alıyor ağır ağır.
amacım mutlu olmak olmadı , zaten gereken kısa anlara kendini iliştiriyor yakalarsam.
günün sürekli kendini kovalıyor oluşu beni yoran sebep.
kimine hayat kaçak sigara kadar tatsız ama ihtiyaç,
kimine ise masaya bıraktığı zippo ile yanacak on beş liralık gösteriş.
alçak duyguları yüksek olan insanların tatminkar sırnaşmaları dışında kalifiyeli yoldaşlar içimi ferahlatıyor.
göz ardı ettiklerimin istikrarı göze alacaklarımın önüne cin setti inşaa ederken ben uzun atlama dersleri alıyorum herkesten.
maksat fikir alış…

naber..

selamlar...

o kadar uzun zamandan sonra kimsenin umrun da olmamak çok normal...
  Bişey sorcam.. nasılsın ? bu kadar bok insanın etrafında oluşu ne kadarda içini rahatlatmıyor değilmi !
  Yalandan gülmeler riyakar hesaplar menfaatcil fedakarlıklar ne kadarda göz dolduruyor değilmi !
  İnsanların anlamsız davranışları garip istekleri umarsız bekleyişleri gereksiz can sıkıntısına nasılda itiyor bizi.
 O itenlerin elleri kırılsın ... Amin.

Şimdi gelelim esas konuya ... sen kim köpeksin ya hııı sen ne boksun senn senn Adbcwoxn diyee binlerce sersenişte bulunabilirmiyim izninle..

  Söylenecek söz yok neden çünki değmiyor. Değilmi !
 Değen varmı acaba meraktayım.
neyseeee bu kısa giderli geceden sevgilerle...

Tekerrüre fırsat veren zamanlar..

Zaman...

Beklemiyor seni, hiçbir zaman.. ve hiç bir acının yada kaybedişin sonu gelmiyor ..
Şu an ülkece içinde bulunduğumuz durum malesef ki kanıtlıyor..

Karmaşıktır bazen net bildiğin herşey, yanılgıya uğrarsın kabullenirsin belki ama bunun sana yada çoğunluğa faydası yoktur.
Eleştirmekten geri kalmayız koltuk sahiplerini fakat prosedürler lede pek ilgilenmeyiz.
Hiç bir yönetim şekline bu şekilde ki kadro ile baş edebileceğimizi düşünemiyorum, sonuçlarının acıları bu kadar ocakları söndürmüş ken içinden de gelmiyor zaten savunası yanlarına tutunmayı.

İnsanımız mevki budalası olma gereksinimini bu kadar abartmamış olsalardı, adım atmaya mecali olacaktı bütün kuvvetlerimizin.
Stratejik durumlara menfaat karışmamış olsaydı şuan birileri bir yerlerde olamayacak belki farklı bedeller ödenecek ama bu kadar canlara maal edilmeyecekti Vatanımızın bütünlüğü!  kim bilir...

Bir kısır döngü halinde dönmekten yorulan dünyanın biz canlılara pek de güldüğü söylenemez.
Önce kendimizi kirletmeyelim …

ona dair son sövüşler..

Şimdi ben buraya saçma sapan hikayeler yazsam inanacakmısın..

Bende hak etmediklerini yaşarken hıçkırık tutanlardanım..
Orantısız fedakarlık sonunda bir çok pişmanlıkla baş başa kalanlardanım..
En çok anlayış beklediğin tarafından , anlaşılmaz oluşunu duymakla afallayanlardanım..

Çok saçma geliyor bana .. yıllarını verdiğin insanın seni kendi çıkarlarına feda edemediği noktada birçok çirkinliğe sürükleyebiliyor oluşu ,
Ve kendinden emin olmak kadar duygularına hakim olmayı istiyor insan , çoğu zaman uzun süre alışkanlık haline getirdiği durumu bitirmek istiyor, yada yıllardır sevdiğini sanıp nasıl bu kadar kör oluşunu anlamak istiyor...
Hani illa yıpranmak mı gerek idrak etmek için gerçeği, yada saf saf sevdiğini düşünüp aptalca feda edişlerinin hiç olduğunu görmek mi..
Hep ertelediğin şeylerin pimini çekmeye ne kadar zamanın kaldı .. hiç düşündün mü..
Belki sabrını taşıran son bir damla saçmalık daha,
Belki damarına basan son bir ağırlık..
Belki de sadece dürüstçe tarafsız yansız men…